Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

21. BÖLÜM- TEHLİKE MATİNESİ

    21.  BÖLÜM- TEHLİKE MATİNESİ ‘’Evren atomlardan değil, hikayelerden oluşur.’’ Sessizlik, en dürüst şeydir. İnsanlar konuşur, yalan söyler. Duvarlar susar. Ben duvarlara daha çok güvenirim. Nefesimi sayıyorum. Bir, iki… Düzensiz. Her seferinde aynı şey olur. Önce göğüs kafesim hızlanır, sonra her şey netleşir. Sanki dünya bulanık bir camın arkasındayken biri o camı siler. Adımı kendim seçtim, Mavi. Herkes karanlığı siyah sanır ama karanlık Mavi’dir. Soğuk, derin, boğar ama bağırmaz. Ellerime bakıyorum, titremiyorlar. Hiçbir zaman titremezler. Elleri titreyenler karar veremeyenlerdir. Ben hep karar verdim. Hayatım boyunca bana sorulmayan soruların cevabını böyle verdim. İnsanlar beni anlamaya çalışıyor. Dosyalar açıyorlar, isimler koyuyorlar. “ Seri katil ” diyorlar. Sanki bu kelimeler her şeyi açıklıyormuş gibi. Kimse bazı insanların varlıklarıyla odayı neden kirlettiğini sormuyor. Ben kirli şeyleri severim. Kir, insanı özgürleştirir. Hata, insanı gerçek kılar. Sen kök...

20. BÖLÜM- ŞEYTANLA VALS (SEZON FİNALİ)

20.   BÖLÜM- ŞEYTANLA VALS ‘’İnsan her defasında çocukluğundaki dünyadan daha iyi bir dünya kurmak ister, fakat yine aynı çocukluğundaki gibi bir dünya kurar.’’   Liva. Çise yıllardır benimle konuşmuyor. Meşgul olmalıydı. Yolları ayırdıktan sonra başka bir arkadaş bulmuş olmalıydı kendine. Onunla altı yaşımda kesmiştim ilişiği. Terapi almaya başladığımda ihtiyaçlarımı daha iyi anlamış, ona ihtiyacım kalmamıştı. Her şeye rağmen öyle fedakardı ki ne zaman istesem yalnızken, kalabalıkta o orada olurdu ve benimle oyun oynardı. Çise , hayali arkadaşımdı. Benim kimseyle konuşmadığım gibi o da konuşmuyordur belki artık, ona kırılamazdım. Üstelik artık görüşmek istemeyen benken absürt olurdu. Neyse ki sessiz anlaşmalar da vardı. Ya da onun konuşmak istediği başka birileri, belki beş yaşında atomun yeniden parçalanacağını düşünen bir aptallaydı. Şaşırtıcı bulmuyordur hayatımı ve annemin benimle bebek giydirmece oynamasından sıkılmıştır. Aşağı yukarı aynı teraneler. Yas, aşk, gurur, yen...

19. BÖLÜM- CANIMIN CANI

 19. BÖLÜM- CANIMIN CANI ‘’Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar. Ne de şeytan, bir günahı, Seni beklediğim kadar.’’ -Necip Fazıl Kısakürek Camdan vuran güneş öyle parlaktı ki gözlerimi açtığımda birkaç saniye kör olduğumu sandım. Uyku mahmurluğuyla yanağımı kaşıdım ve sırtıma sarılan sıcaklığı hissettim. Geriye döndüğümde uzun siyah kirpikleri öyle tapılası görünüyordu ki nihayet kırpıştırmadan gözlerimi açabilmiştim. Onunla yeni bir güne uyanmak, en son çocukluğumda hissettiğim ve yıllardır saklanmış bir duyguyu açığa çıkardı. Huzur.  Babam ölmeden, ne yaptığını algılamadan, her şeyi süper sanan o üç yaşındaki Açelya’nın huzuru. Gözlerimi açtığımda tarçınlı kek kokusu ve annemin mırıldandığı karadeniz şarkıları çarpardı yüzüme. Şimdi Karan’ın kirpikleri. Gözünün içine bakarken harelerinde kaybolduğum, karanlığı andıran ama aksine içimi ısıtan o kara gözleri uyurken de çok güzeldi. Kıpırdadığımı hissettiğinde kollarını bana sararak uyumaya devam etti. Çıplak göğsün...