Kayıtlar

Kasım, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

20. BÖLÜM- ŞEYTANLA VALS (SEZON FİNALİ)

20.   BÖLÜM- ŞEYTANLA VALS ‘’İnsan her defasında çocukluğundaki dünyadan daha iyi bir dünya kurmak ister, fakat yine aynı çocukluğundaki gibi bir dünya kurar.’’   Liva. Çise yıllardır benimle konuşmuyor. Meşgul olmalıydı. Yolları ayırdıktan sonra başka bir arkadaş bulmuş olmalıydı kendine. Onunla altı yaşımda kesmiştim ilişiği. Terapi almaya başladığımda ihtiyaçlarımı daha iyi anlamış, ona ihtiyacım kalmamıştı. Her şeye rağmen öyle fedakardı ki ne zaman istesem yalnızken, kalabalıkta o orada olurdu ve benimle oyun oynardı. Çise , hayali arkadaşımdı. Benim kimseyle konuşmadığım gibi o da konuşmuyordur belki artık, ona kırılamazdım. Üstelik artık görüşmek istemeyen benken absürt olurdu. Neyse ki sessiz anlaşmalar da vardı. Ya da onun konuşmak istediği başka birileri, belki beş yaşında atomun yeniden parçalanacağını düşünen bir aptallaydı. Şaşırtıcı bulmuyordur hayatımı ve annemin benimle bebek giydirmece oynamasından sıkılmıştır. Aşağı yukarı aynı teraneler. Yas, aşk, gurur, yen...

19. BÖLÜM- CANIMIN CANI

 19. BÖLÜM- CANIMIN CANI ‘’Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar. Ne de şeytan, bir günahı, Seni beklediğim kadar.’’ -Necip Fazıl Kısakürek Camdan vuran güneş öyle parlaktı ki gözlerimi açtığımda birkaç saniye kör olduğumu sandım. Uyku mahmurluğuyla yanağımı kaşıdım ve sırtıma sarılan sıcaklığı hissettim. Geriye döndüğümde uzun siyah kirpikleri öyle tapılası görünüyordu ki nihayet kırpıştırmadan gözlerimi açabilmiştim. Onunla yeni bir güne uyanmak, en son çocukluğumda hissettiğim ve yıllardır saklanmış bir duyguyu açığa çıkardı. Huzur.  Babam ölmeden, ne yaptığını algılamadan, her şeyi süper sanan o üç yaşındaki Açelya’nın huzuru. Gözlerimi açtığımda tarçınlı kek kokusu ve annemin mırıldandığı karadeniz şarkıları çarpardı yüzüme. Şimdi Karan’ın kirpikleri. Gözünün içine bakarken harelerinde kaybolduğum, karanlığı andıran ama aksine içimi ısıtan o kara gözleri uyurken de çok güzeldi. Kıpırdadığımı hissettiğinde kollarını bana sararak uyumaya devam etti. Çıplak göğsün...

18. BÖLÜM- ON BEŞ

  18. BÖLÜM- ON BEŞ ''Unuturdu yeşil gözlerin ona nefes olduğunu, aşk; göğüs kafesini acıtmasaydı eğer.'' Liva. Kocaman bir bahçemiz vardı ben henüz küçücükken. Bahçıvan amca kırmızı ve pembe yapraklı açelyalar dikmişti her köşeye. Anne babam öyle istemişti ondan o nu  öğrendiklerinde. Beyaz çitlerin sonunda, bahçenin en ardında yaşlı bir asma vardı. Yaprakları o kadar genişti ki her yıl salkım salkım üzüm toplardı oradan. Haziran ayında daha fazla serpilir, daha fazla meyve verirdi. Beş yaşımdayken babamla dikmiştik. Aile ağacımız olacak, köklerimizi temsil edecekti; bu demek oluyordu ki üzüm, Tamay ailesinin simgesi olacaktı. Ayaklarım biçilmemiş çimenlerin arasındayken önümde asırlık bir üzüm ağacı vardı. Güneşin altın rengi, tanelerin üzerine dökülüyor, her biri kendi içinde bir hayat gibi parlıyordu. Ayrı gölgeleri, tonları ve duyguları var gibiydi. Her salkım bir yoldu. Biri aşkı, diğeri başarıyı, bir diğeri arzuları temsil ediyordu. Ben oradaydım. O asmanın dibin...